Her ilişkide zaman zaman anlaşmazlıklar, kırgınlıklar ve iletişim güçlükleri yaşanabilir. İki kişinin ihtiyaçları, beklentileri, geçmiş deneyimleri ve sorunlarla baş etme biçimleri birbirinden farklıdır. Bu farklılıklar konuşulamadığında aynı tartışmaların tekrarlandığı, tarafların kendilerini anlaşılmamış hissettiği ve ilişkinin giderek yorulduğu bir döngü oluşabilir. Çift danışmanlığı, ilişkide yaşanan güçlükleri daha açık biçimde değerlendirmeye, tekrar eden iletişim örüntülerini fark etmeye ve tarafların birbirini daha iyi duyabilmesine alan açan yapılandırılmış bir danışmanlık sürecidir. Bu desteğe başvurmak için ilişkinin ayrılık ya da boşanma aşamasına gelmesini beklemek gerekmez. Kısa cevap: Aynı sorunlar tekrar ediyor, konuşmalar çözümsüz kalıyor, güven veya yakınlık azalıyor ve bu durum günlük yaşamı etkiliyorsa çift danışmanlığı değerlendirilebilir. Sorunlar büyümeden başvurmak da mümkündür. Çift danışmanlığının yalnızca ilişki sona erme noktasına geldiğinde alınabileceği düşünülür. Oysa danışmanlık süreci yalnızca yoğun kriz yaşayan çiftlere yönelik değildir. İletişimini güçlendirmek, ortak yaşamla ilgili beklentilerini konuşmak, evlilik öncesindeki önemli konuları değerlendirmek veya ebeveynliğe geçiş sürecine hazırlanmak isteyen çiftler de danışmanlık alabilir. Sorunlar henüz yoğunlaşmadan yapılan başvurular, çiftlerin birbirlerinin ihtiyaçlarını daha erken fark etmelerine ve farklı çözüm yolları geliştirmelerine katkı sağlayabilir. İlişkilerdeki anlaşmazlıkların önemli bir bölümü, konuşulan konudan çok konuşma biçimiyle ilgilidir. Taraflar zamanla birbirlerini dinlemek yerine savunmaya geçebilir, söylenenleri farklı anlamlandırabilir veya konuşmanın daha başında geçmişte yaşanan başka sorunları gündeme getirebilir. Sürekli eleştirme, küçümseyici bir dil kullanma, konuşmayı aniden kesme, ses yükseltme veya uzun süre sessiz kalma gibi davranışlar iletişim döngüsünü zorlaştırabilir. Çift danışmanlığında yalnızca tartışmanın konusu değil, tartışmayı sürdüren bu karşılıklı etkileşim biçimi de ele alınır. Amaç kimin haklı olduğunu belirlemek değildir. Amaç; çiftin hangi noktalarda birbirinden uzaklaştığını, hangi ihtiyaçların ifade edilemediğini ve iletişimin nasıl daha yapıcı hâle getirilebileceğini anlamaktır. Yalan söylenmesi, önemli bilgilerin saklanması, verilen sözlerin tekrar tekrar tutulmaması veya ilişki sınırlarının ihlal edilmesi temel güven duygusunu etkileyebilir. Güven kaybının ardından öfke, hayal kırıklığı, yoğun sorgulama, belirsizlik ve yakınlık kurmakta zorlanma görülebilir. Böyle bir dönemde taraflardan biri yaşanan olayın geride bırakılmasını isterken diğer taraf henüz buna hazır olmayabilir. Bu farklılık yeni tartışmaların ortaya çıkmasına neden olabilir. Danışmanlık süreci yaşananların üzerini kapatmayı değil; güven kaybının ilişki üzerindeki etkilerini anlamayı, sınırları yeniden değerlendirmeyi ve geleceğe ilişkin beklentileri konuşabilmeyi amaçlar. Bazı ilişkilerde sorunlar yoğun tartışmalardan çok sessizlik ve duygusal uzaklaşma şeklinde görülür. Günlük sorumluluklar devam etse de çiftler arasındaki paylaşım azalabilir. Konuşmalar yalnızca ev, çocuklar, iş veya maddi konular etrafında kalabilir. Duygusal uzaklaşmaya işaret edebilecek durumlar şunlardır: Danışmanlık sürecinde duygusal uzaklaşmanın ne zaman ve hangi koşullarda başladığı, iki tarafın ilişki içinde neye ihtiyaç duyduğu ve yakınlığı zorlaştıran etkenler birlikte değerlendirilir. Evlilik, çocuk sahibi olma, taşınma, iş değişikliği, ekonomik güçlükler, kayıp, emeklilik veya aile büyükleriyle yaşanan anlaşmazlıklar ilişkinin düzenini etkileyebilir. Olumlu kabul edilen değişiklikler bile yeni sorumluluklar ve uyum gerektirdiği için zorlayıcı olabilir. Özellikle çocuk sahibi olduktan sonra çiftin birbirine ayırdığı zaman azalabilir. Uykusuzluk, bakım sorumlulukları, iş bölümü ve ebeveynlik yaklaşımlarındaki farklılıklar ilişkiyi ikinci plana itebilir. Bu dönemdeki sorunları yalnızca sevginin azalmasıyla açıklamak yerine değişen rollerin ve artan sorumlulukların etkisini de değerlendirmek gerekir. Çiftlerin kendi aileleriyle kurdukları ilişkiler ortak yaşamı etkileyebilir. Aile büyüklerinin ilişkiye müdahalesi, ziyaret düzeni, maddi konular, özel alanın korunması ve aileler arasında denge kurulması önemli anlaşmazlık alanlarına dönüşebilir. Çocuklu çiftlerde sınır koyma, disiplin anlayışı, eğitim kararları ve ebeveynlik sorumluluklarının paylaşılması konusunda görüş ayrılıkları yaşanabilir. Danışmanlık süreci farklılıkları tamamen ortadan kaldırmayı değil; ortak karar alınabilecek alanları belirlemeyi ve tarafların birbirlerinin bakış açısını anlayabilmesini desteklemeyi amaçlar. Çift danışmanlığı için mutlaka bir sorun yaşanması gerekmez. Evlilik öncesinde ortak yaşam beklentileri, maddi konular, ailelerle kurulacak sınırlar, çocuk sahibi olma düşüncesi, görev paylaşımı ve iletişim biçimleri konuşulabilir. Bu görüşmeler, çiftin önemli konuları evlilik öncesinde daha açık değerlendirmesine yardımcı olabilir. Bazı durumlarda eşlerden biri ilişkiyi sürdürmek isterken diğeri kararsız olabilir. Ayrılık düşünceleri veya ilişkinin geleceğine ilişkin belirsizlikler çiftlerin destek aramasına neden olabilir. Çift danışmanlığının amacı her koşulda ilişkiyi devam ettirmek değildir. Bazı çiftler ilişkilerini yeniden değerlendirmek, bazıları ise verecekleri kararı daha sağlıklı bir iletişim ortamında ele almak için danışmanlığa başvurabilir. Çocukların bulunduğu ailelerde ayrılık sürecinin ebeveynlik ilişkisine nasıl yansıyacağı da ayrıca değerlendirilir. Süreç, çiftin başvuru nedenine ve ihtiyaçlarına göre şekillenir. İlk görüşmelerde ilişkinin geçmişi, mevcut güçlükler, çiftin beklentileri ve daha önce denediği çözüm yolları ele alınabilir. Görüşmelerde taraflardan birini suçlamak veya haklı tarafı belirlemek yerine ilişkiyi oluşturan karşılıklı etkileşim biçimleri değerlendirilir. Her iki kişinin de kendisini ifade edebileceği, duyulabileceği ve ilişkinin ihtiyaçlarını konuşabileceği bir çerçeve oluşturulur. İlişkide yaşanan her anlaşmazlık için danışmanlık almak zorunlu değildir. Bununla birlikte aynı sorunlar uzun süredir tekrar ediyor, konuşmalar sonuçsuz kalıyor ve yaşanan güçlükler günlük yaşamı etkiliyorsa destek almak değerlendirilebilir. Sorunların çok yoğunlaşmasını beklemek, tarafların birbirlerine karşı daha fazla kırgınlık biriktirmesine neden olabilir. Erken başvuru, güçlükleri iletişim tamamen kopmadan ele alma fırsatı sunabilir. Sürecin süresi ve görüşme sıklığı her çiftin ihtiyacına göre farklılık gösterir. Bakırköy’de çift danışmanlığı arayan kişilerin başvuru nedenleri arasında iletişim sorunları, güven kaybı, yoğun tartışmalar, ailelerle ilgili anlaşmazlıklar ve duygusal uzaklaşma bulunabilir. Florya ve Yeşilköy çevresinde yaşayan çiftler de tekrar eden ilişki sorunlarını anlamak, iletişim biçimlerini değerlendirmek ve ortak karar alma becerilerini geliştirmek amacıyla danışmanlığa başvurabilir. Bakırköy Şenlikköy’de yüz yüze yürütülen çift ve aile danışmanlığı hakkında bilgi almak için Çift ve Aile Danışmanlığı sayfasını inceleyebilir veya 0535 468 04 48 numarası üzerinden iletişime geçebilirsiniz. İlişkide korku, tehdit, baskı, yoğun kontrol veya şiddet bulunuyorsa öncelik ortak görüşme yapmak değil, kişinin güvenliğinin değerlendirilmesidir. Böyle durumlarda çift danışmanlığı her zaman uygun başlangıç noktası olmayabilir. Durumun özelliklerine göre bireysel ve ilgili kurumlarla bağlantılı bir destek planına ihtiyaç duyulabilir. Hayır. Evli çiftlerin yanı sıra birlikte yaşayan, nişanlı olan veya evlilik öncesinde ilişkilerini değerlendirmek isteyen çiftler de başvurabilir. Çift danışmanlığı temel olarak iki kişinin katılımıyla yürütülür. Sürecin yapısına ve ele alınan konuya bağlı olarak bazı görüşmeler bireysel biçimde planlanabilir. Katılım konusunda gönüllülük önemlidir. Eşlerden biri görüşmeye katılmak istemiyorsa diğer kişi, ilişkinin kendisi üzerindeki etkilerini ve kendi iletişim biçimini değerlendirmek amacıyla bireysel danışmanlık alabilir. Herkes için geçerli sabit bir görüşme sayısı bulunmaz. Başvuru nedeni, sorunların ne kadar süredir devam ettiği, çiftin beklentileri ve sürece katılımı görüşme sayısını etkileyebilir. Hayır. Sürecin amacı çift adına karar vermek değildir. Danışmanlık, tarafların ilişkilerini daha açık biçimde değerlendirmelerine ve kendi kararlarını daha sağlıklı bir iletişim ortamında ele almalarına yardımcı olabilir. Hayır. Çift danışmanlığı bir haklılık veya haksızlık belirleme süreci değildir. İlişki içinde tekrar eden etkileşim biçimleri, ihtiyaçlar, sınırlar ve iletişim sorunları birlikte değerlendirilir. Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye veya ilişkiye özgü değerlendirme yerine geçmez.Çift Danışmanlığına Ne Zaman Başvurulmalı?
Çift Danışmanlığı Yalnızca Kriz Dönemlerinde mi Alınır?
Çift Danışmanlığına Başvurmayı Düşündüren Durumlar
Tekrarlayan İletişim Sorunları
Güven Sorunları Yaşandığında
Duygusal Uzaklaşma ve Yakınlığın Azalması
Yaşam Değişiklikleri İlişkiyi Zorladığında
Aileler, Sınırlar ve Ebeveynlik Konuları
Evlilik Öncesinde Çift Danışmanlığı
Ayrılık veya Boşanma Kararı Gündemdeyse
Çift Danışmanlığı Sürecinde Neler Ele Alınır?
Çift Danışmanlığına Ne Kadar Erken Başvurulmalı?
Bakırköy, Florya ve Yeşilköy’de Çift Danışmanlığı
Hangi Durumlarda Öncelik Güvenlik Olmalıdır?
Sık Sorulan Sorular
Çift danışmanlığına yalnızca evli çiftler mi başvurabilir?
Görüşmelere iki kişinin birlikte katılması gerekir mi?
Eşlerden biri katılmak istemiyorsa ne yapılabilir?
Çift danışmanlığı ne kadar sürer?
Çift danışmanlığı ilişkiyi mutlaka devam ettirir mi?
Görüşmelerde kimin haklı olduğuna karar verilir mi?