Daha ilk yaşlardan itibaren çocukların kendilerine yönelik iyi duygular geliştirmeleri, hayatlarındaki önemli insanlar tarafından nasıl değerlendirildiklerine bağlıdır. Büyükleri tarafından sevgi gören, gereksinim duyduğunda beklediği yakınlık ve ilgiyi bulan, fikirlerine değer verilen ve önemsenen, güven duyulan ve sorumluluklar verilen; iyi yaptığı şeyler için övülen, gurur duyulan, tüm hatalarına rağmen kabul edilen çocuğun özgüveni yüksek olur.
Başka bir deyişle kendimiz olmaktan memnun olmak ve bunun sonucu olarak kendimizle ve çevremizle barışık olmamız demektir özgüven. Kısaca; ‘‘sevilebilir ve becerebilir olma” duygusudur da diyebiliriz.
Peki çocuklarımıza bir çok olumlu davranış ve duyguyu kazandırırken hiç yanlış yaptığımız oluyor mudur? Çocuklarımızın kendine güveni olsun derken onların güvenlerini zedeleyecek tutumlar, yaptırımlarda bulunuyor olabilir miyiz?
“Çocuk doğası gereği kötülüğü iyilikten daha önce öğrenir” der Freud. Çocuk tehlikeli dünyayı nasıl yaşanabilir, güvenilebilir hale getirebilirim düşüncesi ile savaşırken bir çelme de bizler atıyoruz aslında çocuklarımıza. Çocuklarımız bizden ‘‘sana güveniyorum, başına gelebilecek her olumsuz durumda da kendini koruyabilmelisin, halledebilmelisin” mesajını almak ister. ‘‘Eğer yanlış da yapıyorsan bu senin seçimin, buna katlanmalısın’’ cevabı ile yüzleşmek ister.
Çünkü yaptıklarımızın sorumluluğunu almak, bizler kadar çocuklarımız için de önemlidir. Çevreye yüklediğimiz ya da yükleyebileceğimiz her sorumluluk,çocuklarımıza artı bir değer katmaz. Hatta artı bir değer katmayacağı gibi ilerleyen yaşlarda yaptığı hataları üzerinden kolayca atabilmesine, hatalarının sorumluluğunu dahi almak istememesine neden olur.
Bu yüzden çocuklarımıza ‘’Sana güveniyorum, sen yanlış bir şey yapmazsın. Eğer bir yanlış olursa ya da işler istediğin gibi gitmemişse, bu senin seçimin ve tercihin olduğu içindir. Sen en iyisini bilirsin ve seçiminin sorumluluğunu sen alabilirsin’’ cümlesi ile çocuğumuza olan desteğimizi güçlü bir şekilde ortaya koyabiliriz. Çocuk ailesinden aldığı güven duygusuyla ve karar mekanizmasındaki birincil kişi olma arzusu ile yaptığı ve yapacağı hataların, yanlışların da sorumluluğunu alacaktır ve böylece daha özgüvenli ve daha hayatın içinden bireyler olarak yetişmiş olacaktır.