Çocuklarımız için en iyisini istememiz son derece doğal. Ancak bazen iyi niyetle yaptığımız planlamalar, çocukların ihtiyaçlarını ve gelişimsel özelliklerini gözden kaçırmamıza neden olabiliyor. Günümüz çocukları yoğun okul programları, sınav hazırlıkları, kurslar, özel dersler ve çeşitli etkinlikler arasında adeta nefes almaya fırsat bulamıyor. Bir Bakırköy çocuk psikoloğu olarak da, son yıllarda çocukların üzerindeki performans baskısının giderek arttığını gözlemliyorum.
Özellikle Florya çocuk psikoloğu arayışında olan ailelerle yaptığımız görüşmelerde sıkça karşılaştığımız konulardan biri, çocukların haftanın neredeyse her gününü planlanmış aktivitelerle geçirmesidir. Oysa çocukların yalnızca öğrenmeye değil, dinlenmeye, sıkılmaya, oyun oynamaya ve kendi iç dünyalarını keşfetmeye de ihtiyaçları vardır. Sürekli bir etkinlikten diğerine koşan çocuklar, zamanla kendi isteklerini ve ihtiyaçlarını duymakta zorlanabilirler.
Çocukların ilgi alanlarını keşfetmelerine fırsat vermeden onlar adına karar vermek, uzun vadede motivasyon kaybına neden olabilir. Bazı çocuklar basketbola yetenekli olabilir, bazıları müziğe yatkın olabilir, bazıları ise herhangi bir kursa gitmek istemeyebilir. Burada önemli olan, çocuğun neye ilgi duyduğunu ve neyi gerçekten yapmak istediğini anlamaya çalışmaktır. Çünkü kalıcı başarı, çoğu zaman zorunluluktan değil, meraktan ve iç motivasyondan doğar.
Yeşilköy çocuk psikoloğu desteği almak isteyen ailelerin de sıklıkla dile getirdiği bir konu, çocukların giderek daha çabuk yorulmaları ve başladıkları faaliyetlerden vazgeçmeleridir. Bunun önemli nedenlerinden biri, çocukların kendi duygularını dinleyebilecek boş alanlara sahip olmamalarıdır. Sürekli meşgul olan çocuklar zamanla bedenlerinin verdiği sinyalleri fark etmekte zorlanabilir; yorgunluk, stres ve baskı çeşitli fiziksel yakınmalarla kendini göstermeye başlayabilir.
Bir spor ya da sanat faaliyetinin seçimi yapılırken çocuğun yeteneği kadar isteği de dikkate alınmalıdır. Çocuklar bazen denemek ister, bazen vazgeçmek ister, bazen de farklı alanlara yönelmek isterler. Bu süreçte ebeveynlerin görevi yönlendirmekten çok eşlik etmek olmalıdır. Çocuğun seçimlerine saygı duyulduğunu hissetmesi, özgüven gelişimi açısından son derece değerlidir.
Unutmamamız gereken önemli bir nokta var: Çocuklarımız hayatımızın en değerli parçalarından biri olabilir ancak bizim bütün hayallerimizi gerçekleştirmekle sorumlu değillerdir. Onların da kendi ilgi alanları, kendi tercihleri ve kendi gelişim hızları vardır. Çocuklarımızın her alanda başarılı olmalarını beklemek yerine, onları oldukları haliyle kabul etmek ve çabalarını takdir etmek çok daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
Çünkü mutlu çocuklar, sürekli koşturan değil; zaman zaman durabilen, kendini dinleyebilen, ne istediğini keşfedebilen ve ailesi tarafından koşulsuz kabul edildiğini hisseden çocuklardır.