Çocuklarınız zaman zaman “Ne yaparsam yapayım görülmüyorum”, “Kimse beni takdir etmiyor” ya da “Ben zaten hep yanlış yapıyorum” gibi cümleler kuruyorsa, bu sözleri yalnızca o ana ait bir serzeniş olarak değerlendirmemek gerekir. Bir Bakırköy çocuk psikoloğu olarak şunu söyleyebilirim ki; bu tür düşünceler çoğu zaman yıllar içinde oluşur ve çocuğun kendisiyle ilgili geliştirdiği temel inançların bir yansımasıdır.
Çocukların kendilerini değersiz, yetersiz veya kusurlu hissetmeleri genellikle erken çocukluk dönemine kadar uzanır. Özellikle 0-6 yaş arasında yaşanan deneyimler, çocuğun kendisi hakkındaki düşünce sisteminin temelini oluşturur. Sürekli eleştirilen, yaptığı hatalar büyütülen, başarıları yeterince fark edilmeyen çocuklar zamanla “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesini içselleştirebilirler.
Florya çocuk psikoloğu desteği almak için başvuran ailelerde de sıkça gördüğümüz bir durum, ebeveynlerin iyi niyetle yaptıkları bazı davranışların çocuk üzerinde beklenmedik etkiler oluşturabilmesidir. Örneğin çocuğun yaptığı hataların başkalarının yanında anlatılması, sürekli kardeşleriyle veya akranlarıyla kıyaslanması ya da başarılarının yeterince görünür olmaması, çocukta kusurluluk duygusunu besleyebilir.
Bazı çocuklar bu duyguları içlerine atarken, bazıları bunu davranışlarıyla dışa vururlar. Kendini sürekli eleştiren, yaptığı güzel şeyleri görmezden gelen, başarısızlıklarını büyüten çocuklarda kusurluluk şeması daha belirgin hale gelebilir. Hatta bazı çocuklar kendi hatalarını gizlemek veya yaşadıkları utanç duygusundan kaçmak için çevrelerindeki insanları eleştirmeye, küçümsemeye veya değersizleştirmeye çalışabilirler.
Yeşilköy çocuk psikoloğu desteği arayan ailelere sıklıkla anlattığım önemli bir nokta vardır: Çocukların yalnızca başarılarının değil, gösterdikleri çabanın da görülmeye ihtiyacı vardır. Sürekli sonuç odaklı değerlendirilmek, çocukların kendilerini koşullu sevilmeye layık hissetmelerine neden olabilir. Oysa çocuklar hata yaptıklarında da kabul gördüklerini, sevildiklerini ve değerli olduklarını hissedebilmelidir.
Eğer çocuğunuz sık sık kendisini yetersiz görüyor, takdir edilmediğini düşünüyor veya yaptığı olumlu şeyleri fark etmekte zorlanıyorsa, öncelikle onu dikkatle dinlemeye çalışın. Duygularını küçümsemek yerine anlamaya çalışın. Çünkü çocukların kendileriyle ilgili oluşturdukları düşünceler, gelecekte kuracakları ilişkileri, özgüvenlerini ve yaşam doyumlarını doğrudan etkileyebilir.
Kusurluluk duygusuyla mücadelede en önemli adımlardan biri, mükemmel olmaya çalışmayı bırakmaktır. Çocuklarımıza hata yapmanın doğal olduğunu, değerli olmak için kusursuz olmalarının gerekmediğini gösterebildiğimizde onların psikolojik dayanıklılıklarını da güçlendirmiş oluruz.
Çocuklarınıza her gün başarılarını değil, çabalarını fark ettiğinizi gösterin. Onlara sadece sonuçlar için değil, gösterdikleri emek için de teşekkür edin. Çünkü kendisini değerli hisseden çocuklar, eksik yönlerinden çok güçlü yanlarını görebilmeyi öğrenirler.
Unutmayalım; çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey kusursuz olmak değil, oldukları haliyle kabul gördüklerini hissetmektir.