Anneden ayrılmak istemeyen çocuk davranışı özellikle okul öncesi dönemde sık karşılaşılan bir durumdur. Çocuk, annesinden uzak kalacağı düşüncesiyle yoğun kaygı yaşayabilir. Kreşe ya da okula giderken ağlama nöbetleri, kapıya tutunma, mide bulantısı, karın ağrısı hatta kusma gibi tepkiler gösterebilir. Bazı çocuklar ev içinde bile annesinin sürekli yanında olmak ister ve yalnız kalmaktan belirgin şekilde kaçınır.
Bu tablo çoğunlukla ayrılık kaygısı ile ilişkilidir. Ayrılık kaygısı, çocukluk döneminin belirli evrelerinde gelişimsel olarak normal kabul edilse de bazı durumlarda çocuğun günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir ve profesyonel destek gerektirebilir.
Anneden ayrılmakta zorlanan çocukların davranışlarının tek bir nedeni yoktur. Çoğu zaman birden fazla faktör birlikte etkili olur. Anne ile aşırı bağımlı ve sınırları net olmayan ilişki, çocuğun daha önce anneden uzun süre ayrı kalmamış olması, yeni kardeşin doğumu, taşınma, okul değişikliği, kaygılı ebeveyn tutumları veya çocuğun mizacının hassas olması bu süreci etkileyebilir.
Bazı çocuklar doğuştan daha temkinli ve kaygıya yatkındır. Bu çocuklar için anneden ayrılmak, kısa süreli bile olsa gerçek bir tehdit gibi algılanabilir. Bu nedenle yaşadıkları duyguların anlaşılması ve doğru şekilde ele alınması oldukça önemlidir.
Ayrılık kaygısı yaşayan çocuklarda sıkça görülen bazı belirtiler vardır. Annenin peşinden sürekli gitme, tek başına odada kalamama, okula gitmeyi reddetme, yalnız uyumakta zorlanma, anne evden çıkarken yoğun ağlama krizleri yaşama ve karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel yakınmalar bunlardan bazılarıdır.
8 ay ile 3 yaş arasında görülen ayrılık kaygısı gelişimsel olarak doğal kabul edilir. Bu dönem çocuğun bağlanma sisteminin sağlıklı çalıştığını gösterir. Ancak çocuk 5-6 yaşına gelmiş olmasına rağmen anneden ayrılmakta zorlanıyorsa, okula uyum sağlayamıyorsa, sosyal ortamlardan kaçınıyorsa veya günlük işlevselliği etkileniyorsa durumun daha ayrıntılı değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu süreçte ebeveynlerin tutumu belirleyici bir rol oynar. Vedaları uzatmamak, gizlice ayrılmamak, kısa ve net vedalaşmak önemlidir. Çocuğun duygularını küçümsemek yerine anlamaya çalışmak gerekir. “Korkacak bir şey yok” demek yerine “Şu an zorlandığını görüyorum, seni anlıyorum” demek çocuğun duygularını kabul ettiğinizi hissettirir.
Ayrıca küçük ve planlı ayrılık denemeleri yapmak çocuğun güven duygusunu güçlendirebilir. Anne kısa süreli ayrılıklar yaşadığında ve her seferinde geri döndüğünde çocuk zamanla ayrılıkların kalıcı olmadığını öğrenir.
Buradaki en önemli noktalardan biri de ebeveynin kendi kaygısını yönetebilmesidir. Anne ne kadar kaygılıysa çocuk da bu kaygıyı hisseder ve ayrılık süreci daha zor hale gelir. Bu nedenle bazen sadece çocuğun değil, ebeveynlerin de desteklenmesi gerekebilir.
Çocuk okula gitmeyi tamamen reddediyorsa, fiziksel belirtiler giderek artıyorsa, anne olmadan hiçbir ortamda kalamıyorsa, gece sık sık uyanıyor ve yalnız uyuyamıyorsa ya da sosyal gelişimi belirgin şekilde etkileniyorsa profesyonel destek almak faydalı olacaktır.
Unutulmamalıdır ki anneden ayrılmak istemeyen çocuk davranışı çoğu zaman çözülebilen bir durumdur. Önemli olan çocuğun yaşadığı kaygıyı görmezden gelmeden, onu daha da büyütmeden ve güven duygusunu destekleyerek süreci yönetebilmektir. Çocukların ihtiyaç duyduğu şey, korkularının anlaşılması ve kendilerini güvende hissedebilecekleri bir ilişki ortamıdır.